Tuesday, December 05, 2006

Şiddet sarmalında seks

Biliyorsunuz, Türkiye bir süre “1001 gece” dizisinde Şehrazat’a yapılan 150 bin $’lık tek gecelik (one night stand) yatma teklifini konuştu. Büyük gazeteci, senaryo mağduru Savaş Ay önderliğindeki medya hokkabazlarının pek çoğu bu bereketli mevzuya, kör ister tek göz, Allah verdi iki göz misali balıklama daldılar. Aslında medyada geniş yer kaplayan ve “Sabah kuşağı programları” olarak bu günlerde RTÜK’ün içtimaya çektiği bu yapımların, Türkiye şartları düşünüldüğünde yararlarının da olabileceğini düşünenlerdenim. Yani insanların bireyleşme sürecinin bu kadar güdük kaldığı bir ülkede, daha sakin, daha huzurlu ve şiddetten medet ummayan insanların ortaya çıkması yönünde belki bir açık kapatabilir diye düşünüyorum. Kendini kırık dökük de olsa, yanlış da olsa ifade edebilen bu kişiler, aralarından her ne kadar -Semra Hanım gibi- beni çok zorlayan fenomenler çıksa da, ilk hallerinden daha iyi bir yerde olabilirler. Çünkü biliyorsunuz, Dr. Arif Verimli’nin bildirdiğine göre Türkiye’de 15 milyon psikiyatri hastası var ve bunların yarısı ciddi bir suç işlemeye elverişli. Nitekim işlenen suçlara bakıldığında çoğunun altında psikiyatrik veya madde kullanımına bağlı bir nedene rastlanıldığı da gerçek. Kadınlarımız ise, özellikle ev kadınları klasmanında depresyona yakalanma oranında ilk sıradalar. Tedavi edilmeyen depresyonlar ise %15 gibi yüksek bir oranda intiharla son buluyor.

150 bin $’lık yatma teklifinin ülkede uyandırdığı infialden anlaşıldığı üzere, cinsel yaşamımız İsrail saldırısına uğramış Beyrut sokakları gibi tarumar vaziyette. Toplumsal bellekte cinsellik bir tür şiddet şekli olarak bozunduğu için de bu konuda en çok kadın ve çocuklar mustarip. Tecavüzün, ülkede en sık rastlanan şiddet biçimi olduğu bilinmekle birlikte, gerçek oranların toplumsal baskı ve normlar sebebiyle resmi rakamlardan çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Aile içi cinsel şiddet, yani ensest yine oldukça yaygın ve yine aynı sebeplerden ötürü gerçek boyutu ancak tahminlere dayanıyor. Kadınların %70’inin orgazm olamadıklarını, hayatında bu hissi hiç yaşamamış olan kadınların ise % 5-8 arasında olduğunu, babaların % 90’ının oğullarıyla hiç cinsellik konuşamadıklarını, aynı suskun babaların %10’unun ereksiyon sorunu, %35-40’ının da cinsel ilişkide performans kaygısı duyduklarını da eklediğimizde, cinsel hayatımızı neden Beyrut sokaklarına benzettiğimi anlayabilirsiniz.

İşte bu ülkede “1001 gece” dizisi senaristleri bir ilke daha imza atarak son bölümde Şehrazat’a 300 bin $’lık ikinci bir yatma teklif daha yaptırdılar. Buyurun buradan yakınız! Çoğunuz Michael Douglas ve Sharon Stone’nun başrolünü paylaştıkları “Ahlaksız teklif” filmini hatırlarsınız. Konu “1001 Gece” ile aslında aynı. Sadece vaziyet Türk gelenek ve göreneklerine göre ayarlanmaya çalışılmış. Mesela orijinalinde teklif çok daha sert, açık ve erotik bir dille yapılırken, bizimkinde Şehrazat’ın (yani Türk kadınının) ahlaksız teklife evet demesinin kutsal bir sebebi var. Yani çocuğun kanser hastası olması ve tedavisi için annesinin çaresiz kalması numarası eklenmiş senaryoya. Üstelik patronu (yani Türk erkeğini) korumak için de bu bilgi erkekten saklanmış. Çünkü ne Şehrazat aslında böyle bir teklifi kabul edecek aşağılık bir kadın, ne de (gerçeği bilse) patron bunu ona teklif edecek kadar haysiyetsiz. Bizim insanımız asla böyle şeylere tevessül etmez çünkü.

Oysa gerçekte biz Türkiye’de büyük bir şiddet sarmalının içinde yaşıyoruz ve cinsellik de bundan en çok etkilenen, en manipülatif, en hassas alanlardan biri. On beş milyon psikiyatri hastasının yaşadığı bir ülkede neyi saklamaya çalışıyoruz ki! Değil 150-300 bin $’lar, bir öğün yemek parasına vücudunu satanlar var bu ülkede. Pek çok kadın zorla evlendirildikleri, nefret ettikleri kocalarla yatmak, paraları, eğitimleri olmadığı için aşağılanmanın her türlüsüne bir ömür boyu katlanmak zorunda. Google’da çocuk pornosuna en çok tıklayan ülkenin Türkiye oluşunu bir hakaret olarak değil, bir veri olarak değerlendirildiğinde, aynı şiddet sarmalının kişilerde ne denli şiddetli travmalara yol açtığını görüyoruz. Doğrudur; bu ülkede çocuklar belki kadınlarımızdan çok daha fazla cinsel şiddete ve istismara maruz kalmaktadırlar. Üstelik bu tehlike öyle sokaklarda ellerinde şekerle dolaşan karanlık tiplerden çok, bizzat aile içinden, ebeveyn ve yakın akrabalardan gelmektedir.

Yine Dr. Arif Verimli’nin bildirdiğine göre Türkiye’de 15 milyon psikiyatri hastası olmasına rağmen Türkiye’de 1200 civarında uzman psikiyatrist, 9 bin yatak bulunmakta. Aşağı yukarı 70 bin kişiye bir psikiyatrist düşerken, 10 bin kişiye 1,2 yatak düşmekte. AB ülkelerinde ise ortalama 100 hastaya 10 doktor düşüyor. Bu tabloya baktığımızda neden bu diziler bu kadar merak çekiyor, niye sabah kuşağı programları bu kadar ilgi görüyoru anlamak daha kolay.

Durum madem böyle, hepimiz kendimize, özellikle de cinselliğimize karşı daha duyarlı olmalıyız. Çünkü biliyorsunuz, uzun süre kurban olarak yaşayanlar, bir süre sonra kurban edenlere dönüşebiliyorlar.

Agos Gazetesi, 2.12.2006

No comments:

Followers