Wednesday, February 07, 2007

Bize Hrant Çarptı

Hrant’ın katledilişi bir turnusol kağıdı vazifesi görüyor. Herkes eteğindeki taşları döküyor. Her türlü makyaj gözyaşları ile siliniyor yüzlerden. Çoğu şaşkın, bazıları kızgın, kimisi bu memleket düzelmez diyor, kimisi ise memleketi değil, Türkleri işe yaramaz buluyor. Ermeniler başka, diğer ötekiler başka, demokrat Türkler başka, Hrant’ın yol arkadaşları ise başka başka hisler içerisindeler. Lakin şöyle bir gerçek de orada öylece duruyor: Artık tahminler üzerinden değil, gerçekler, içten geçenler hakkında değil, ağızdan çıkanlar üzerinden konuşuyoruz. Konuşuyoruz ve bunu sağlayan yegâne itki, biricik Hrant’ımızın katledilişi… Onun canlı, yaşam dolu, sıcak bedeninin, evladı bellediği AGOS’un hemen önünde kanlar içersinde yatarken gördüğümüz o ilk anda başladık gerçekten konuşmaya. Kederimiz, isyanımız, acımız hepimizi haykırmaya itti. Fısıldamaktan korkanlar haykırır oldu, evine kapananlar sokağa taştı ve onlar, evlatlarını, kardeşlerini, eşlerini, ana babalarını kaybedenler, acılarını, helalleşmeden gömdüklerini, suçluluk hissiyle bastırdıklarını, asla hatırlamak istemediklerini, hatırlamaktan korktuklarını Hrant’ın cenazesinde “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” diye haykırarak tarihin yüzeyine çıkardılar. Denizin derinliklerinde yüz yıllarca gömülü kalmış değerli bir batık gibi, geçmişimizle, acılarımızla yüzleşiyoruz, yitirdiğimiz kardeşliğimize yanıyoruz. Gerçek bir yas tutuyoruz şimdi. Böylelikle Hrant, ömrünü adadığı ve -hepimizin şaşırarak izlediği üzere- tahminlerin ötesinde muvaffak olduğu Yüzleşme ve kucaklaşma ülküsünü, kendi ölümüyle asla geri alınamayacak bir biçimde halkının yüreğine mühürlüyor. Hiçbirimiz 19 Aralık Cuma günü saat 14.59’daki o eski insan değiliz artık. Hepimiz değiştik. Bize Hrant çarptı. Onun sıcak yüreği çarptı. Şu anki şaşkınlığımız da, umudumuz da, öfkemiz de, isyanımız da bu çarpışmaya verdiğimiz doğal bir tepki, korkmayın. Sadece biz mi değiştik? Hrant’ın ölümüne, katlediliş sürecine destek veren, ya da önemsemeyen, onun katledilişini küçümseyen, vatandaşın koyduğu onurlu tepkiyi abartılı bulan, hani o ünlü sözde olduğu gibi “Affet onları baba, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” gurubuna dahil olan, Türkiye’nin aslında ilgiye en muhtaç kesimi, karanlığın kendisi değil belki ama, o karanlıkta yüreği kararan kesimi de değişti, inanın. Onun ölümünü yok sayamayacaklarını biliyorlar. Onun gerçekte üç paralık bir Ermeni olmadığını, hiçbir şeyin uzun süre karanlıkta kalamayacağını gördüler çünkü. Sokağa taşan yüz elli bin kişinin sadece bir başlangıç, peşinden milyonlara varacak ve bir gün inşallah tüm ülkeyi kaplayacak, bugünkü şiddet ikliminin yerine kardeşlik türkülerini koyacak, bilinçli, aydınlanmış kalabalıkları yaratacağını, onun mayası olacağını hissettiler çünkü. Sakın ola ki bu olanları küçümseme, hor görme yanlışına düşmeyiniz. Sözüm Hrant’ın dostlarına, başkasına değil şimdi. Bir hafta sonra, on beş gün sonra kimse Hrant’ı hatırlamaz demeyin! Ne bekliyorsunuz? Ölçü her gün Hrant’ın adını telaffuz etmek midir? Hrant’ın sessiz sedasız ne büyük bir iş yaptığını, Türkiye’nin karanlık yüzüne nasıl güçlü bir ışık düşürdüğünü biz dostlarından, kendi cemaatinden evvel düşmanları anladı, unutmayın. O zaman silkelenin! Eskisinden daha cesur olun. Daha konuşkan, daha meraklı, daha açık olun. Siz Ermeniler, Türk dostlarınıza karşı oynamayın. Korkularınızı, öfkenizi, dertlerinizi, tezlerinizi komşularınızla paylaşın. İkna edin, ikna olun. Bu ülkenin dertlerine ortak olun. Memleketi, aydınlarınızı, Agos’u sahiplenin. Fırsatı satın alın. İnsan olmanın bedelini ödemekten kaçmayın; bundan kaçınmak en pahalı bedeldir çünkü. Daha düne kadar kendi cemaatime, kendi arkadaşlarıma karşı Hrant’ı korumak zorunda kaldığımı da size hatırlatmama müsaade edin. Bize destek olmak yerine “Yazma” dediğinizi, cemaatin en tepesinden mafya usulü tehditler gönderdiğinizi eklemememe de müsaade edin. Hrant en büyük desteği Türk dostlarından aldı. Bir avuç Ermeni aydın, cemaat ileri geleni de onun arkasındaydı. Evet, hiçbirimiz Hrant olamayız. Böyle adamlar bir lütuf gibi az az verilir dünyaya; çok değerlidirler çünkü. Sen çocuğunu iyi yetiştir. Kimliğine onur ve cesaretle sahip çık. Kavgacı, ortalık karıştıran olma, barışsever ol. Vermenin almaktan üstün olduğuna ikna ol. Oku, okut. Sorgula, kendini ifade et. İfade ve düşünce özgürlüğünün bir yazar kadar, bir kuyumcu için de gerekli olduğunu anla, arkanı dönme! Bu ülkede Ermenilerin sorunları çözülmedikçe, farzımuhal, ekonominin de düze çıkamayacağını, kadınların, cinsel tercihleri farklı olanların, vicdani retçilerin, Alevilerin, çocukların ezildiği bir ülkede, Ermenilerin de asla mutlu olamayacaklarını gör. Ve Diaspora! Siz kimsiniz? Siz taşınmış Türkiyeli, eski Anadolulularsınız! Gittiğiniz için sizi kim suçlayabilir? Çünkü siz gönderildiniz, kovuldunuz. Ama bu ülkede kalmanın da hakkını bize verin. Hrant’ın katledilişini nefret vesilesi yapmayın, ne olur! Bugün Türkiye’de Hrant’ın katledilişine tepki duyan milyonlarca insanın mevcudiyeti ne kadar gerçekse, 1915’te de memleketin büyük çoğunluğunun yurttaşlarının vahşice yok edilmesi karşısında ne büyük bir acı, çaresizlik duyduğunu da lütfen kabul edin. Sizin tavrınız bu yaralı, bu duygusal halk için çok önemli. Herkes onlara vuruyor. Kim ne yaparsa yapsın, utanç da, öfke de, çaresizlik de hep onlara kalıyor. Türkleri top yekun nasıl soykırımcı ilan edersiniz! Bir yandan “Bu işi İttihat ve Terakki gladyosu ve bir takım aşiretler tezgahladı, desteği de Almanlardan aldılar” derken, öte yandan “Bütün Türkler soykırımcıdır” diye nasıl genellemeye gidersiniz! Biliyorum ki Hrant sizi çok etkiledi. Türklere karşı o eski yekpare görüşlere sahip değilsiniz. Onun kanı sayesinde size de yeni ve temiz bir kan geldi. Unutmayın Hrant’ı bir söylem öldürdü. O söylem uğursuz bir bulut gibi tüm ülkeyi kapladı ve size yazdığı yazılar yüzünden hak etmediği bir ceza aldı. Bu cezayı onuruna asla yediremedi ve ölümü göze aldı. Öldürüldü. Ama susturulamadı. Niçin? Çünkü yüreğindeki sevgi milyonlarca kişiyi peşinden sürükledi. Tek bir şansımız var dostlar. O da bu sevgi kapısını aralık kılmaktır. Birbirimize nefret duymakla elimize ne geçti? Bir oyuncak gibi oynadılar bizimle. Acımızı paraya çevirdiler. Sorarım size: Dünyanın her ülkesi Türkiye’yi ve Türkleri soykırımcı ilan etse, lakin Türkiye bunu reddetse, hırsınızı almış olabilecek misiniz? Peki Ali’yi, Baskın’ı, Cengiz’i, Can’ı, Kürşat’ı, Taner’i, Nazan’ı, Murat’ı, Halil’i nereye koyacaksınız? Benim yarım Türk. Beni nereye koyacaksınız peki? O vakit sizler de söyleminizi buna göre kurun.

Hrant 1915’in ne olduğunu açık açık söyledi, korkmadı. Memleketine olan sevgisi, Türk dostları ile olan sıcak ilişkisi inandıkları ile bir çelişki yaratmıyordu. Murat Belge’nin dediği gibi, “Hrant’a kızabilirsiniz, ama onu sevmekten kendinizi alıkoyamazsınız.” Bir aydın olarak ben de kahramanlara, mitoslara karşıyım. Ama işte söylüyorum; Hrant bir kahramandır. O hepimizin yüreğinde her daim yaşayacak ölümsüz bir kahramandır.

Agos Gazetesi, 2.02.2007

No comments:

Followers