Tuesday, February 06, 2007

Harbi konuşmak

Murat Belge


2007'ye girer girmez, zaten zorlu geçmesi beklenen bu yılda milliyetçi cephenin cinayet siftahını Hrant Dink'le yapması, Ermeni sorununu da gündemin başına taşımış oldu. Psikolojik bakımdan bu sorun hep orada zaten ve böyle olması başlı başına anlamlı.
Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da yeni yetişen 'faşist gençlik' kendini Türk milliyetçiliğinin klasik 'pozisyon'larından ayırıyordu. Klasik pozisyon, 'genosid' filan bir yana, bir 'kıyım' olduğunu inkâr etmekti. Bunun bazı versiyonları, Ahmet Refik'ten kalma 'mukatele' kavramında uzlaşıyor, yani bir 'karşılıklı öldürüşme' olduğunu söylüyordu. Her durumda, Ermenilerin örgütlenip silahlandığını, 'arkadan vurduğu'nu, onların daha çok Türk öldürdüğünü söylemek gerekiyordu. Bunlar devam ediyor, bugün de.
Böyle iddialara karşı, bazı Ermeniler de, 'Türkler gibi savaşkanlıklarıyla övünen bir milletin bir avuç Ermeni karşısında böyle bir duruma düşmesi tuhaf değil mi?' diyerek alaylı bir yorum yapıyorlardı.
Benim de daha önce bir yazıda değindiğim gibi, çeşitli olaylarda 'Türklüğü savunmak' üzere ortaya atılan, toplantı basan, mahkeme önünde -ya da içinde- eylem yapan vb. işlerle uğraşan lümpen-milliyetçiler, 'olmadı' dedikleri şeylerin ne tür insanlar tarafından nasıl gerçekleştirilmiş olacağının en iyi örneğini veriyorlardı.
Geçmişte de, bunları örtme, saklama gereğini duymamış Türk faşistleri olmuştu. Örneğin Nihal Atsız birçok yazısında bunun olduğunu, çünkü Ermenilerin bunu hak ettiğini söylemiş ve başkalarını da (örneğin Kürtler) ayaklarını denk almazlarsa aynı muameleye uğrayacaklarını bildirerek 'uyarmış'tır.
'Genç faşizm' gitgide bu açıklığa doğru kayıyor. Dün de söylediğim gibi binlerce insanın ideolojik eğilimlerinin en iyi yansıdığı yerlerden biri, internet. Burada, bu gençlerin, gene 'klasik pozisyon'lardan ayrılarak, 'Biz milliyetçi filan değiliz, ırkçıyız' dediklerini görüyoruz. 'Türk olmayan' herkesten eşit derecede nefret ettiklerini yazıyorlar. Kürtler hakkında geliştirdikleri çözüm yöntemine birkaç kere daha değinmiştim.
Şimdi Ermeniler ve kıyım konusunda da daha serbest konuşmaya başlıyorlar. Hrant Dink cinayetinden sonra Kadıköy'deki Surp Takavor Kilisesi'nin duvarına yazılan yazıların fotoğrafı bizim gazetede yayımlandı. Bunu yazan 'milliyetçi' -ya da 'ırkçı' mı demeli?- delikanlı 'Nice Hrantlara' diyerek özlemlerini ortaya koymuş. Arkasından, kendini tutamayıp 'Geber Pis Ermeni' demiş. 'Ermeni Malatya' diyenler, kafalarına beyaz takkelerini giyip maça gidenler ve 'Ogün Samast'ız' diye bağıranlar.. ve tabii internette yazılanlar, bu topraklarda varolmasına, korunmasına ve beslenmesine alışık olduğumuz ırkçı-milliyetçi ideolojinin 'nelere muktedir' olduğunu ortaya koyuyor. Bu, gitgide netleşen yapılanmanın verdiği mesaj şu: 'Yaptık, gene yaparız, üstelik artık kendimizi tutamaz hale geldik.'
Evet, bu 'hale gelmiş' olanlarla yapacak bir şey yok. Bunlar var, çoklar ve çoğalıyorlar. Ben hâlâ bunlar gibi olmayan veya olmadığını söyleyenlerin, bu gidişe karşı, 'teyakkuz'a geçmelerini ve 'onları anlayalım' demekten öte anlamlı bir şey yapmalarını, söylemelerini bekliyorum.


1 comment:

Emele said...

Great work.

Followers