Friday, February 23, 2007

Türk'ün gücü

Ali Bayramoğlu
22.02.2007


Türk'ün gücünün kaynağının şiddet ya da öfke değil, özgürlük ve akıl olması gerektiğini söylemek, bir tarihin sevap ve günahlarıyla bir bütün olduğunu ileri sürmek bile kimilerini çileden çıkarmaya yetiyor.

Hırant Dink'le ilgili Türklüğe gönderme yapan, farklı Türk'ün altını çizen yazılar üzerine mektup, e-mail, telefon yoluyla gelen küfür, hakaret yine gırla gidiyor.

Ne var ki bazı tepkilerde öfke samimi...

Sorun işte budur. Sorun, derin ve ağır bir kimlik hastalığıdır.

Çektiği acıyı merkeze alırken, çektirdiklerini yok sayan, çektirdiği her acı hatırlatıldığında "benimkiler ne olacak" diyerek şaha kalkan, kendisini hep haklı çıkaran. İnsanı, vicdanı ve adaleti kimlik ve millet içine gömen bir hastalıktır bu...

Bu hastalık, insanoğlunun başkasından önce kendisine çeki düzen vererek, kendisini eleştirerek, kendi sorumluluğunu üstlenerek arındığından, yol aldığından bihaber kılar mağdurlarını...

Velhasıl bu ülkede asli mücadele hastalar ile diğerleri arasındadır. Ve diğerleri gün gelecek o hastaları tedavi etmenin yolu ve imkanını bulacaktır.

Hastalığı azdıran girdiler dönemlere göre değişiyor. Son dönemlerde Ermeni meselesi ve bu meseleye dokunan gelişmeler bu girdilerin başında geliyor.

Hastalığa bu noktadan bakalım...

Önce teşhis:

Ermeni soykırımı tartışmasının ters bir etkiyle ülkedeki milliyetçilik damarını kabarttığı, tartışmaya ve farklı düşünceye yönelik genel bir öfkeyi beslediği ortada. Bir yandan tarihsel bir mesele üzerinde "odak sorun" tartışması yapılıyor, diğer yandan bu tartışmanın taraflarından birisi, diğer tarafı bölücülükle suçlayarak Ermeni meselesini kimilerinin peşinde koştuğu otoriter-devletçi projenin payandası haline getirmeye çalışıyor. Tarih üzerine farklı bilgi, belge ve görüşlerin içerikleriyle değil, o görüşleri ileri süren ve savunanların kimliğiyle algılanması söz konusu.

Nitekim bu çerçevede ortaya çıkan biz/onlar, Türkler/Ermeniler, milliyetçiler/bölücüler gibi tasnifler ve tavırların bu tasniflerden hareketle alınması yukarıda altını çizdiğimiz hastalığın göstergeleri...

Sonra açıklama:

Bu aşamada hastalığın kronikleşmesinin en önemli nedenlerinden birisi konunun ve tartışmanın birden çok anlam taşımasıdır. Bu anlamların hem kendiliğinden iç içe girmesi, hem devlet politikası tarafından özellikle iç içe sokulmaya çalışılmasıdır. 1915 olaylarının tartışılmasının "kıyım" boyutu var. Yaşanan trajedide işin "siyasi sorumluluk" yönü var. Toplumsal açıdan 1880'lerden 1920'lere uzanan, tüm dini, hatta etnik grupları kapsayan göç, acı, ölüm boyutu ve bu boyutun sosyo-psikolojik yanı var. Bu yönleriyle tartışma hem bugünü hem dünü kuşatıyor.

Bir yandan siyasi ruh halini 1900'lerin başına geri taşıyor, o dönemin öfkelerini, savunma mekanizmalarını, aidiyet duygularını tehlikeli bir biçimde yeniden besliyor. Diğer yandan bugünün Türk kimliği tartışmasını olumlu bir şekilde gündeme getiriyor. Benzer bir şekilde Ermeni diasporasının siyasi mevcudiyetini allak bullak ediyor. Tartışmaların bulaştığı, bulaştırıldığı meselelerden birisi de uluslararası düzeyde güç ilişkileri ve milliyetçilik eğimleridir.

En nihayet tedavi yolu:

En etkili yol "ayrıştırarak anlama" fikrini geliştirmektir.

Sorunun içi içe girmiş bu yönlerini birbirinden ayıramazsak, bugün yapılan tartışmanın hiçbir işe yaramayacağı, tersine herkesi yaralayacağı açık.

"Ayrıştırarak anlama" demokratik kültürün, demokratik olgunluğun, demokratik ahlakın, hatta bizatihi anlamanın en temel göstergesidir.

Not: Bu yazı 13 Kasım 2005 tarihinde bu köşede yayınlamıştı.

Tekrar yayınlanmasında fayda gördüm…

No comments:

Followers