Thursday, March 08, 2007

Dink cinayeti hasır altı mı ediliyor?

Ali Bayramoğlu
07.03.2007


Dink cinayetiyle ilgili haberler, sorular, sorgular sona erdi. Konu basının gündeminden düştü. Ölümünün 40. günü kilisede yapılan ayinden sonra, aynı yerde bulunan Patrikhane'nin avlusunda havaya iki el silah sıkılması bile gazetelerde küçük ve manasız bir haber yer aldı.

Durum hazin…

Öte yandan soruşturma sürüyor.

Ama nasıl?

Bu konuda geçmiş deneyimlerden kaynaklanan ciddi endişelerimiz var...

Adettendir bu tür karışık ve karanlık olaylarda, emniyet ve savcılık, onları engelleyen odaklar olmasa bile, katili, silahı, azmettiricisi belli bir cinayetin perde arkasına gitmek için heveskâr olmazlar. Hele bir de maktül Hrant Dink gibi sadece toplumun bir kesiminin sahip çıktığı biriyse...

Altına inmek, içine girmek istemeyince, bunlar işine gelmeyince her şeyi tesadüfle açıklar bu sistem…

Örneğin Dink'in öldürülme planlarıyla ilgili İstanbul'a 7-8 kez bildirilen istihbarat notları dikkate alınmamıştı, ihmalden...

Tesadüf işte...

Katil zanlısı O.S, 1 saat kadar yan sokaktaki internet kafede vakit geçirdikten sonra her nasılsa Hrant Dink Agos'tan çıkmadan 10 dakika önce ana caddeye gelmiş ve Hrant'ı banka tarafında beklemişti. Eğer Dink ters tarafa dönse gitse, cinayet işlenemeyecekti...

Tesadüf işte...

O.S, Samsun'da yakalandığı zaman üzerinde çıkan SİM kartının bir ere ait olduğu anlaşılmıştı. Ardından bir jandarma üsteğmen “kartı otogarda buldum, O.S'nindir diye cebine koydum” diyecekti...

Tesadüf işte...

Soralım: Dink cinayetinin kim tarafından planlandığını biliyor muyuz? Özal'a yapılan suikastın asil faili kimdi? Ağca, Papa'yı neden vurdu? İpekçi'yi kimler, neden vurdurdu? Mumcu, Emeç, Üçok kimler tarafından öldürüldü?

Bilinmezlik bir tesadüf...

En önemlisi neden bu olayların büyük çoğunluğu ülkede tepkisel siyasi ortamın yüksek olduğu zamanlarda gerçekleşti?

Zamanlama bir tesadüf...

İnsanı boğuyor bu tesadüf mantığı… Üreteniyle, ona sarılanıyla, bizzat bir suçlu haline geliyor tesadüf...

Nitekim Dink cinayetinden sonra, soruşturmanın kendisi kadar önem kazanan husus, soruşturmacıların kendisi oldu.

Bir dizi şüphe ve soru oluşmaya başladı.

Örneğin katil O.S ve azmettirici Yasin Hayal'in oturdukları Pelitli Mahallesi jandarma bölgesi, bu bölgede hemen herkesin bu grubun Dink cinayetini işleyeceğinden haberi olduğu anlaşılıyor. Hatta bakkal, manav Yasin Hayal ve O.S'la dalga geçmeye başlıyor bir süre sonra, “Hrant Dink'i vuracaktınız, hani ne oldu?” diye…

Jandarmanın hem bu durumdan bilgisinin olmaması imkansız… Üstelik olayla ilgili olduğunu da biliyoruz... Dink cinayeti hazırlıklarını jandarma istihbarat elemanlarına bildiren muhbirler, olaydan sonra JİT'ten susma talimatı alıyor bazı gazetelerdeki haberlere göre… Hatta Pelitli'de halktan mahalleye gelen sivil kişilerle konuşmamaları isteniyor…

Dahası, son zamanlarda kimi deneyimli emniyetçiler bu suikastın EMASYA üzerinden asayiş alanının biraz daha askerileştirilmesine yol açabileceği endişesini yüksek sesle dile getiriyorlar.

Son üç dört aydır, 21 Mart Nevruz, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi hazırlık gerekçesiyle asker kişilerin sıkça İstanbul emniyetini ziyaret ettikleri, gözaltına alma, zabıtlama ve müdahale konusunda sorular sordukları sızan bilgiler arasında.

Endişe, EMASYA planlarına tabi askerî birliklerin mülki idareden izin almadan kimi olaylara müdahale etmesi ve bu durumu ülkedeki gerginliği yükseltmek, özellikle emniyeti denetim altına almak için kullanması…

Tesadüf mü sizce?

Yeni Şafak

No comments:

Followers