Tuesday, March 06, 2007

Gerisi yalan

Hasan Pulur Hrant Dink’in cenaze töreninden hemen sonra yayınlanan “Genç Bakış” adlı televizyon programında iki yüz bin kişinin sokaklara çıkmasını değerlendirirken oldukça sarsılmış ve şaşırmış görünüyordu. Diyordu ki, “Bu çok önemli bir hadise, o kadar önemli ki, değerlendirmek için henüz çok erken. Ben Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenazesinden beri -ki orada İnönü’ye bir tepki söz konusuyudu- böyle bir kalabalık görmedim.”

Gerçekten de Hrant Dink’in katledilmesine böyle anlamlı, yoğun bir empati sergilenmesini garipsemiş, oldukça sarsılmış görünüyordu. Onların bakmaya alıştığı yerden Ermeni öyle görünmüyordu çünkü. Ülke de öyle görünmüyordu, ülkenin manzarası da…

Bu ilk günlerin şaşkınlığı çok sürmeden öfkeye dönüştü…

Doğru ya, nasıl olur da bu ülkede yaşayan ve kendilerini Türk olarak tanımlayan insanlar “Hepimiz Ermeniyiz”, “Hepimiz Hrant’ız” diyebilirlerdi ki! Bunlar ne dediklerinin farkında mıydılar? Akılları başlarında mıydı? Bunca nefrete, bunca propagandaya, Ermeni’yi bunca tu kaka, düşman, hain, sapkın gösterme politikasına rağmen, nasıl olur da hâlâ birileri, hem de iki yüz bin kişi kadar çok birileri, “Hepimiz Ermeniyiz” diyebilirdi? Ermeni bir küfürdü. Aklı başında hiç kimse kendi kendine küfür etmeyeceğine göre, bu işte başka bir iş olmalıydı. O zaman milli ve şuurlu düşünceye sahip kanaat önderlerimiz şu sonuca vardı: Bu insanlar asla Türk olamazlardı. Bu konudaki en milli ve en şuurlu düşünceyi ise, benim belki edebiyat ve gazetecilik hayatım boyunca üretmekte asla başarılı olamayacağım ironik bir duyarlılık ile -ama maalesef gerçek düşünceleriyle- TTK Başkanı Halaçoğlu açıkladı, biliyorsunuz. Şaşırmayı erdem sayan birisi olarak -iki yüzbin kişilik Hrant ve Ermeni dostu karşısında kendisini çaresiz hisseden Pulur kadar- şaşkın ve kifayetsiz hissediyorum kendimi; ve bir Türkiyeli olarak, evet bir Türkiyeli olarak da TTK Başkanı’nın bu açıklamaları karşısında çok aşağılanmış hissediyorum.

Hrant’ın cenazesinden beri süregelen ve Agos’un manşetlerine de sıkça taşıdığımız -insanın kanını donduracak seviyesizlikteki- karşı taaruzu sizler de takip ediyorsunuz. Bir düşünce biçimi, bir siyaset, bir ideoloji düşünün ki, gücünü hedefledikleri kesimin cahilliğinden alıyor. Bundan iyi bir şey çıkabilir mi? Böyle bir şey dürüst, samimi olabilir mi? Gözü öylesine kara ki, hukuku çiğnemek bir yana, ülkede kardeş kavgasına yol açacak en zelil kartları açmakta dahi beis görmüyor. Retorik sormadım; düşünün birkaç dakika, ne olur düşünün:

Bu ülkede CHP’yi hâlâ Atatürk’ün partisi, Cumhuriyet Gazetesi’ni de solcu, demokrat zannedenler var çünkü.

Bu ülkede Hrant’ın cenazesinde sergilenen onurlu kardeşliği tehlike olarak gören, suç sayan ve dava eden bir anlayış var çünkü.

Bu ülkede silah ve Kur’an üzerine kan dökmeye and içen, yörük köylerinde Kürt düşmanlığı propagandası yapan Kuvvacılar var çünkü.

Bu ülkede kendi dar, kısa şablonuna uymayan her türlü görüş ve düşünceyi, hukukun ve demokrasinin çiğnenmesiyle susturmayı vatanseverlik addeden bir zihniyet var çünkü.

Bu ülkede Krikor Zohrab’tan, Hasan Fehmi’ye, Sabahattin Ali’den Hrant Dink’e İttihat’çı bir suikast geleneği var çünkü.

Ama bir de ne var biliyor musunuz? Bu ülkede bir de namuslu insanlar var. Suikastlardan tiksinen, kardeşliğin, barışın üzerine titreyen milyonlar var. Halk var! Var mı daha büyüğü? Yok!

Gerisi ıvır zıvır, yalan.

Hrant öldü.

Kırk gün oldu.

Ağlamaya devam.



Agos Gazetesi, 01.03.2007

No comments:

Followers