Thursday, April 05, 2007

Biz kimiz?

Milliyet’in Tarhan Erdem yönetiminde KONDA’ya yaklaşık elli bin kişi ile yüz yüze görüşerek hazırlattığı “Biz Kimiz?” araştırmasında ve bundan hemen evvel, “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” sloganlarının tartışılma biçiminde, toplumsal bilinçaltımızın ne gibi korkularla yüklü olduğu, ya da toplumsal hafızanın, toplumsal algının nasıl şekillendiği çok belirgin bir biçimde açığa çıktı. Benim dikkatimi çeken husus, tıpkı Yusuf Halaçoğlu’nun Hrant Dink’in cenazesine gelen topluluğun sayısını azaltabilmek için akıl almaz yollara başvuruşu gibi, Konda’nın araştırmasının nüfus algısı ile ilgili bölümlerinin yorumlanmasında ve internette dolaşan ivedi notlu dosyalarda Türkiye’deki Türk, Sünni ve Müslüman olmayan kesimlerin genel nüfustaki yerinin mümkün olduğunca azaltma çabaları oldu. Değerleri, hak taleplerini, düşünce özgürlüğünü ve ibadet eşitliğini nüfus oranlarına göre düşünen, ya da zaten çoğunluğun lehine olan adaletsiz durumu nüfus oranlarına göre aklama çabalarına girişen patetik bir ruh durumu bu. Bu yaklaşımın açık bir ırkçılık içermesi bir yana, toplumsal dengelerin nasıl bir anlayışın üzerine kurulmuş olduğu, Türkiye’nin demokratikleşmesinin tam da bu anlayışla nasıl reddedildiği de kendini açıkça ortaya koyuyor. Bu zihniyet pek tabii ki Kürt meselesini sadece bir terör sorunu, Ermeni Meselesini diaspora ve Ermenistan’la girişilmiş bir onur savaşı, Kıbrıs Meselesindeki yeni açılımları da Kıbrıs’ın Rum’a satılması olarak algılıyor. Bu anlayış Alevi, azınlık ve insan hakları gibi, ilişkili tüm konularda aynı biçimde tezahür etmekte.

Dolayısıyla bu bakış açısında, Güneydoğu’nun Türkiye’nin genelinden neden üç kat daha yoksul olduğu, yine Güneydoğu Bölgesi’nin okur-yazarlık oranında Türkiye ortalamasının neden üç kat, üniversite eğitiminde de beş kat gerisinde kaldığı ve tüm bu verilerin Kürt Sorunu’nda ne gibi etkilerinin olabileceği gibi yorumların pek bir kıymetiharbiyesi yok. Hatta böyle araştırmalar yapmak, yorumlamak ve siyasete bunun üzerinden politikalar üretmesini tavsiye etmek bölücülük yapmakla eşdeğer. Nitekim Atatürkçü Düşünce Derneği Milliyet’in “Biz Kimiz” araştırmasını halkı kin ve düşmanlığa teşvik ettiği gerekçesiyle savcılığa şikâyet etti. Lakin buna rağmen aynı kesimlerce bu ülkede yaşayan Türk Müslüman ve Sünni olmayanların sayılarının abartıldığı kadar çok olmadıkları özellikle vurgulanıyor. Bu yapılırken bir yandan da Kürtlerin Türklerin aleyhine kasıtlı biçimde çoğaldıkları gibi, gerçek dışı, kasıtlı bilgiler dolaşıma çıkıyor. Güneydoğu’nun fakirliği ve eğitimsizliği de bu doğurganlığın bir sonucu olarak görülüyor. Hâlbuki gerçek bunun tam tersi: Araştırmalara göre insanlar çok doğurdukları için fakirleşmiyor, bilakis, fakirleşen halk kesimi her zaman daha çok doğurma eğiliminde. Buna ilaveten kafa sayısına göre partilerle oy pazarlığı yapan toprak ağalarının bu nüfus hareketlerini kontrollerinde tuttuğunu da biliyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde –son örnekleri Güney Amerika’da dünya sahnesinden çekilmek üzereler- on binlerce, hatta yüz binlerce dönüm arazilere hükmeden toprak ağaları yok. Bu ağalar Ermeni Tehciri’nde beri derin devletle derin ilişkiler içersindeler ve neredeyse hepsi de TBMM’de halklarını temsil ediyorlar.

O zaman, bu sorunların nasıl bir tarihi perspektiften gelerek şekillendiği, nasıl ilişkiler üzerinde temellenip süregeldiği ve nasıl sorunlara yol açtığı çok ciddi bir soru. Ve bu soru, ya Halaçoğlu’nun yaklaşımı gibi, “aslında o kadar çok değiller, o zaman ciddiye alınmayabilirler”, ya da “kaba kuvvetle çözülmesi gereken bir güvenlik sorunu” anlayışıyla cevaplanmak isteniyor. Bu güne kadar uygulanan politikalar belli ki her geçen gün ülkeyi daha da önü alınamaz bir huzursuzluğa itiyor. Bu zihniyet yeni değil, geçen yüzyılın başında baş gösteren Ermeni Meselesini Ermeni nüfusun tamamını yerlerinden sürerek çözmeye çalışan, sonra da bizzat kendi ağızlarıyla artık böyle bir sorunumuz kalmamıştır diyen zihniyetin ta kendisi. Sorunun gerçek teşhisi, sorumluların üzerine güçlü bir ışık tutuyor. Sergilenen tüm telaş, tüm panik, tüm hırçınlık da bundan.

Agos Gazetesi, 29.03.2007

No comments:

Followers