Friday, June 29, 2007

Eleme usulü

“Ulusalcılık” adı altında Türkiye’de bambaşka bir anlam yüklenen görüşün gün geçtikçe tarih dışına çıktığı, işin kötüsü –diyalektik olarak– tutunmaya çalıştıkça demokrasiden çok antidemokratik manivelalara bel bağladığı görülüyor. Bu görüşün Baykal, Perinçek, Sinan Aygün ve Nur Serter gibi temsilcilerinin de Cem Yılmaz’ın Opet reklamındaki Ferrari’li Cem’in, Murat 124’lü ikizine seslendiği üzere “Hayal mahsul”lerine dönüştükleri de bir gerçek. Ama daha çok “gerçeklerin” karikatürlerine mahkûm edildiğimiz bir düzende, hayal mahsullerinin gücünü de küçümsememek gerekir. Böyleleri, hayal etmenin bir sınırı ve etiği bulunmadığı için kendilerini gerçek dünyada var etmeye çalışan kişilerden çok daha ilkesiz, pervasız ve mesuliyetsiz davranma eğilimindedirler. Burada farklı evrenlerin farklı kuralları geçerli gibidir ve pek tabii ki hangi kesim güçlüyse karşısındakilere kendi evreninin gerçeklerini dayatır.

Madem akıllarına eseni yapma özgürlüğünü kendinde bulan hayalperestlerle aynı dünyayı paylaşıyoruz, yaşantımızı daha gerçek ve daha ahlaki bir zemine yerleştirme konusunda çaba göstermeye devam etmek gerekiyor. Zaten önümüzdeki seçimler de, seçimden ziyade böyle ahlaki bir tercihin referandumu olacak. Burada seçmen, yani halk, her seçimde olduğundan çok daha fazla ahlaki bir mesuliyet altında. AKP’ye karşı girişilen linç operasyonunda bizzat yer alanları, muhtıraya karşı birkaç kemkümden başka tepki vermeyenleri, hatta destekleyenleri, şehit cenazelerini bir mızrak yapıp AKP’ye fırlatmak isteyenleri, “Bize oy veren Atatürk’e oy vermiş olacak” diyebilen bir CHP’yi, Erdoğan için “Barzani ağzıyla konuşuyor” diyen bir MHP’yi siyaseten değil, ahlaken değerlendirmek gerekiyor. Bu böyle olunca da önümüzdeki seçim belli sayıda parti ve bağımsız adayın iştirak ettiği bir yarış değil, maalesef iki dünya görüşünün ahlaken sınanacağı bir referanduma dönüşüyor.

Bu sebeple Ermenilerin, Alevilerin, kadınların, kentlilerin, cinsel yönelimleri farklı olanların, laikçi değil ama laiklerin, demokratların ve hülasa demokrasi ahlakına sahip olan tüm bireylerin bu seçimde düşünecekleri şey, hangi partiye oy vereceklerinden ziyade, hangi partilere oy vermemeleri gerektiği olmalı. Kimin duruşu ahlaklı, kim kavga etmiyor, kim iftira, vesayet, iç gerginlikler ve muhtıralardan medet ummuyor, buna bakmalı. Çünkü bu formülle hareket edildiğinde her şey çok daha basit hale geliyor. Eğer seçimler bir şekilde engellenmez de gerçekleşirse, bu seçimin sonuçları bizlerin ahlakı ve aklı hakkında da bir fikir verecek. Biz bu ülkede gerçekten demokrasi istiyor muyuz, yoksa istiyormuş gibi mi yapıyoruz? Taleplerimizde samimi ve dürüst müyüz, yoksa tam da şikâyet ettiğimiz sorunların beslendiği, var olabildiği zeminleri mi oluşturuyoruz? Zannederim, başta Hrant’ın cenazesine gelen yüz binlerin bunu içtenlikle sorgulaması ve herkesin bu gecikmiş, geciktikçe de bedeli ağırlaşan yüzleşmeye katılması gerekiyor.

Bu sebeple ezberleri bozacak hakikat anlatıcılarına ihtiyacımız var. Dolayısıyla yeni mecliste Baskın Oran ve Ufuk Uras gibi akılları haczedilmemiş, vicdanları körelmemiş, ülke sorunlarını hazmedip doğru tahlilleri yapmış “virüslere” ihtiyaç var. Oran ve Uras gibi bağımsız adayların meclise girmesi, meclisin mayalanması demek. Düşünsenize, beş sene boyunca beş yüz küsur kişi bu hocalardan “ders” görecekler. Emin olun, pek çok garabetlik biraz da cahillikten, şaşkınlıktan kaynaklanıyor. Adamlar o kadar cahil, akılları o kadar vesayet altında ki, bir başka tercihin, bir başka fikrin varlığının veya var olabilme ihtimalinin bile farkında olmayabiliyorlar. Diğer yandan Baskın Oran ve Ufuk Uras gibi “sol” milletvekillerinin mecliste yaratacakları sinerji, o eksikliğini şiddetle hissettiğimiz, artık “sol”, “sosyal demokrat” filan demiyorum, “namuslu ve ahlaklı” bir partinin de nüvesi olabilir. Bu hiç de hayal değil.


Not: Mühim meseleleri konuşmaktan küçük detaylar bazen gözden kaçıyor. Seçimlerde tek bir oy kullanma hakkınız var. Yani örneğin, hem AKP’ye hem Baskın Oran’a oy veremezsiniz. Baskın Oran İstanbul 2. Bölge, Ufuk Uras 1. Bölge adaylarıdır. İkametgâhınızın hangi bölgeye dahil olduğunu lütfen kontrol ediniz.

Agos, 22.06.07

No comments:

Followers