Friday, June 08, 2007

Ermenilerin Seçimi

Toplumsal yarılmaların fişteklendiği bu günlerde en ivedi ihtiyacımızın hangi siyasi yelpazede yer aldığımıza bakmadan demokrat duruşumuzu netleştirmek ve bu demokrat duruşu toplumsal yarılmaların şiddetini göğüslemek üzere ortak bir desende birleştirmek olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin halihazırdaki sorunu kendimizi yakın hissettiğimiz bir partinin olup olmadığından çok, müdahalelerle sakatlanan sivil rejimin ayakta kalabilmesi, iyice soğuyan AB sürecinin tekrar aktif hale gelebilmesi ve teyakkuza geçen milli hassasiyetlerin yerini sağduyulu bir gündelik işleyişe terk etmesidir. Bu olduğunda rejimle ilgili endişelerin ne kadarının gerçekçi, ne kadarının görünürde AKP’nin, gerçekte ise AB ve Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin engellenmesine yönelik olduğunu da anlayabileceğiz. Mitinglere alet olan kalabalıkları veya rejim ve AKP ile ilgili endişelerini dile getiren tüm kesimleri topyekûn ‘demokrasi karşıtı’, ‘darbeci’ olarak tanımlamak, şüphesiz ne doğru, ne de yukarıda yapılan açılıma uygun bir tavır olur. Ülkenin bugünkü çıkmazının neden ve hangi süreçten kaynaklandığını bildiğini iddia eden bizlerin, yine aynı çıkmazdan mustarip lâkin popüler-resmi söylemin referanslarıyla düşünen kesime tepeden bakma lüksü de yok. Bunu söylüyorum, çünkü kimse kardeş kanı dökülmesini, sivil rejimin sakatlanmasını ve modern yaşama biçimlerinin tehdit altında olmasını arzu etmiyor. Dile kolay, bu konuda onlarca yıldır belirli bir propagandanın tesiri altındalar ve sadece tekrar edildiği için doğru olduğu varsayılan bir düşünce kalıbının içinde sıkışmış durumdalar. Ben halk için artık geri dönülemez bir aydınlanma sürecinin başladığını, bu böyle olmasa bile, var olan monolitik, despotik anlayışın kendi cüssesini taşıyamayacak kadar içeriden çürüdüğünü düşünüyorum.

Dolayısıyla seçimlerde ne olursa olsun oy kullanmak, sivil rejime sahip çıkmak ve şüphesiz biraz sakin olmaya çalışmak her Türkiyeli’nin ödevi. Bu ödev konusunda Türkiyeli Ermenilerin de bir ayrıcalığı yok. Hrant’ın öldürüldüğü, Hıristiyanların boğazlandığı ve cemaat olarak sık sık taciz edildiğimiz bugünler, çelişkili görünse de, cemaat kalıpları içerisinde sıkışıp kalmış bir toplumsal kimliği aşmanın belki de en doğru zamanı. Tabiatıyla Ermeniler de içinde bulundukları büyük toplumla paralel sıkıntılar yaşıyorlar. Despotizm kendi kodlarını büyük toplum içine hangi yollardan sızarak kaydettiyse, Ermenilere de aynı şey oldu çünkü. Ama bu süreçte Ermenilere olan başka şeyler de vardı. Ermeniler 1915’ten sonra hem dışlandılar hem de kendilerini içgüdüsel bir şekilde (belki bilinçdışı bir tepki olarak) ülke siyaseti ve sorunlarından soyutladılar. Yaşadığı yerde kökleşemeyen, ailelerinin en az yarısı yurtdışında olan Türkiyeli Ermenilerin, ülkenin geleceğinde kendilerini nerede ve nasıl gördükleri bir soru işareti. Bu, Ermenilere yapılan büyük bir haksızlıktan kaynaklanıyor, doğru. Ama bu çelişki daha ne kadar taşınabilir ki?

Hülasa, Ermeniler için ülkenin genel seviyesinden bağımsız bir “çıkış” yok. Ülke demokratik olmadığı için, Ermeni cemaati de kendi içinde demokratik değil. Ermeni cemaatinin kendi içinde demokratik olabilmesi, ülkenin demokrasi sürecinde kendi rengince yer almasıyla mümkün. Bu sebeple oy vermemeyi, ya da CHP’ye oy vermeyi aklından geçiren Ermenilerin bir kez daha düşünmesinde fayda var. “AKP’ye oy vermek demokrasiye sahip çıkmaktır” önermesini içine sindiremeyenler için de artık bağımsız adaylar var. Üstelik o adaylar arasında çok tanıdık, çok heyecan uyandıran isimler de ortaya çıktı. Ama bizim için bir isim diğerlerinden çok daha anlamlı.

O isim Baskın Oran. Bölgesi bu yazı kaleme alındığında henüz kesinleşmiş olmasa da, büyük bir ihtimalle Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı 2. Bölge’den seçime iştirak edecek. Yani artık oy vermeme konusunda hiçbir mazeretimiz kalmadı. Bugüne kadar kendini “sol” olarak yutturan partilerin “hakiki ve samimi” sol oylar üzerinde kurdukları tahakkümü kırmak için çok güçlü bir fırsat doğdu. Baskın Oran’ı size anlatmaya gerek var mı? Ama kendisinin büyük bir fedakârlık yaparak böyle bir karar verdiğini ekleyerek, daha sonra hocamız hakkında yazacaklarımıza dair bir parantez açmış olalım.
Agos, 1.06.2007

No comments:

Followers