Saturday, July 28, 2007

Oyumuz Baskın Oran ve Ufuk Uras’a!

Bugüne değin bir seçmen olarak katıldığım hiçbir seçimde (buna yerel seçimler de dâhil) içimin sindiği, vicdanımı rahatsız etmeyen, beni “iyi” ve “dâhil” hissettiren bir tercih yapamadım. Bu bağlamda derin analizlerle lafı dolandırmak yerine, yukarıdaki gibi çok açık bir başlık attım yazıma. Hakikaten de Hrant’ın katledildiği, arka arkaya gelen terör, muhtıra ve dava süreçleriyle taciz edildiğimiz bugünlerde, 22 Temmuz seçiminin benimkine benzer ruh durumundaki bir kişiye anlamlı gelebilmesi, ancak sevgili dostlarım Baskın Oran ve Ufuk Uras’ın bağımsız aday olarak ortaya çıkmalarıyla oldu. Sevgili Baskın Oran ve Mehmet Ufuk Uras’ın Meclis’e girme ihtimalleri, yıllardır yok sayılmanın, haksızlık, gasp ve cinayetlere maruz kalmanın panzehiri gibi geliyor bana. Dolayısıyla Hrant’ın katledilmesini, adaylarımın Meclis’e girmesiyle dolaysız bir biçimde ilişkilendiriyorum. Bununla birlikte adaylarımıza destek vermekte duygusal olduğu kadar, pek çok nesnel sebebimiz de olduğunu belirtmeliyim. Hem de kıyas kabul etmeyecek kadar çok.

Ne iyi ki rezervsiz, vicdani rahatsızlık duymadan oy verebileceğimiz ve seçilme şansı çok yüksek olan adayların seçime iştirak ettiği bölgelerde bulunuyoruz. İstanbul dışında ikamet eden okuyucularımızdan anlayış bekleyerek, bu konudaki sevincimi saklamak istemiyorum. Hem Prof. Baskın Oran, hem de Ufuk Uras yıllardır şahsen tanıdığım, görüşlerini bildiğim çok değerli kişiler. Baskın Oran’ı tabii ki Agos’tan tanıyoruz. Onun fikirlerinin yüreğini soğutmadığı kaç Agos okuru olabilir? Hrant’ın, Baskın Hoca’nın Agos’ta yazması için ne büyük bir arzu duyduğunu, onun köşesinin yerini yıllarca hazır beklettiğini bilmeyeniniz var mı? Muhtıra karşısında mahçup tavırlarıyla ve sıradan popülist söylemleriyle siyaset bulandıran bir partinin sondan bilmem kaçıncı sırasından aday olan Efrim Bağ, birkaç hafta evvel Agos’ta yayımlanan söyleşisinde “Bizi bizden olmayan temsil edemez, anlayamaz, Baskın Oran da kim oluyormuş, bizi nereden tanıyor?” tarzında inciler sarf etmişti. Demek ki Ermeni olmakla vicdanlı olmak, dürüst bir üslup geliştirmek ve evrensel insani değerlere sahip olmak garanti altına alınamıyormuş. Kendi fikir birikimine yatırım yapmamış her türden insan aynı adreslerde öbekleşiyor. Şunca yıldır “azınlıklar” üzerine yazdığı ve yaptığı çalışmalarla sağır sultanın işittiği, hatta bu sebeple linç kampanyalarına maruz kalan, hakaret ve saldırılara uğrayan bir Baskın Oran’dan bahsediyoruz. Aslında Baskın Oran ve Ufuk Uras’a oy vermek, Ermeni cemaatinin “amira sendromu”nu ve kapalı cemaatçi toplumsal yapısını da aşmak için en önemli fırsatlardan birisi olacak. Efrim Bağ’ın bilinçaltından gelen bu tespitler aslında çoğu Ermeni’nin bilincinin bir yerlerinde saklı. Onları sorgulamıyoruz. Türkiye’de yaşama durumu bir çaresizlikten mi kaynaklanıyor, yoksa özgür bir iradeye mi işaret ediyor? Bu kendi irademizle yaptığımız bir seçimse, o zaman şu “biz” lafının neleri kapsadığını tekrar düşünmek lazım. Bana göre Baskın Oran da, Ufuk Uras da, demokratik değerleri savunan her kişi ve kurum da, o “biz”e dâhildir ve bu beni sıkıştığım yerden çıkaran, beni iyileştiren bir bilinç durumudur.

Sözlerimi Ufuk Uras’la ilk karşılaşmamı anlatarak noktalayayım. Çok yıllar evvel, yine bir seçim arifesinde, Bomonti’deki evimin karşısındaki bakkalda karşılaşmıştık kendisiyle. Amacım alışverişimi yapıp bir an evvel eve ulaşmaktı. Ufuk Uras ise ÖDP’nin broşürlerini dağıtmak ve oy istemek üzere orada bulunmaktaydı. İşimi bir an evvel bitirmek telaşı -ve karşımdakinin kim olduğunu da bilmeden- kendisine küstahça vaktimi aldığını söyledim. Adamcağız hiçbir karşılık vermeden dışarı çıktı. Benimle konuşan bu zatın kim olduğunu öğrenince –kabalığımın kim olduğu ile ilgisi varmış gibi– bir an tereddüt ettikten sonra, arkasından koştum ve kendisinden özür diledim. Son derece alçakgönüllü bir şekilde konuyu kapattı ve broşür dağıtmak üzere yoluna devam etti.

Sizlerden oy vermenizi talep ettiğimiz insanlar işte bu kişiler efendim.

13.07.2007,Agos gazetesi

No comments:

Followers