Monday, January 07, 2008

HRANT İÇİN ADALET İÇİN


Tam bir yıl oldu!

İnançla, inatla, sabırla terk etmediği yurdunda, memleketinin insanlarının gözü önünde, o 19 Ocak günü vurdular Hrant Dink’i. Zalim ve küstah bir hikâye yazıcısı gibi, tüm hayallerinin üzerine kalın bir çizgi çekip, aldılar O’nu aramızdan. Ölümüne giden yolun son dönemecinde, hiçbir zaman işlemediği “Türklüğü aşağılamak” suçuyla mahkûm olduğunda, “Onurumla oynamayın, terk ederim” demişti; tutamayacağını bile bile bu sözünü. Hrant Dink yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandı çünkü. Kendi ifadesiyle, “kaynayan cehennemleri bırakıp, hazır cennetlere kaçmak” O’na göre değildi. O’na karşı planlı ve acımasız bir sürek avı başlatanların bu sözlerdeki onurlu duruşu anlayacağını düşünüyordu. Çünkü doğruluğa, şeffaflığa ve insanlığa olan sevgisi, büyük politikaların labirentinde kaybolmuş insanlara olan inancını canlı tutuyordu. Bizler, Hrant Dink’in arkadaşları olarak O’nu kaybetmenin acısını ilk günkü kadar derinden duyuyor olsak da, bu sözlerdeki haklılığına da sonuna dek inanıyoruz.

Çünkü biz Türkiye halklarının kardeşliğine inanıyoruz…

19 Ocak bir milat oldu Türkiye için. Acısını sessizce taşıyan, kendisine yapılan haksızlıktan nefret üretmeyen yüz binler, O’nun arkasından yürüdüler omuz omuza, “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz” diye. Çünkü son yazısında kendisinin de belirttiği gibi, Hrant Dink Ermeni olduğu için hedef seçilmiş, yine Ermeni olduğu için kendisine açılan davada hüküm giymişti. Nitekim, “Ermeniyi öldürdüm” diye bağıran bir piyonun kurşunlarıyla can verdi Hrant Dink. Sevgilisine yazdığı son mektubunda, tetiği çeken zavallıya değil, “Bebeklerden katiller yaratan karanlığa” işaret ediyordu Rakel Dink de.

Türkiye bu ayıbı kaldıramaz. Bu ayıba ortak olmak istemeyenler artık sessiz kalamaz! Biz adalet istiyoruz. Bu davanın sonuna kadar hem mağduru, hem sahibi hem de takipçisiyiz. Ne pahasına olursa olsun bu karanlığı sorgulamaktan vazgeçmeyeceğiz. Hakkımızı hukuk yoluyla arayacağız. Hrant Dink davası sadece Dink Ailesi’nin davası değildir. Bu suç tüm Türkiye’ye karşı, biz yurttaşlara karşı işlenmiştir. Bu dava, hepimizin davasıdır. Hrant Dink’in katillerinin bulunması ve bu cinayetin tüm bağlantılarıyla ne pahasına olursa olsun aydınlatılmasının, Türkiye’nin suikastlarla, yolsuzluklarla, çetelerle, derin organizasyonlarla bir meçhule doğru sürüklenmesinin önündeki belki de yegâne engel olacağına inanıyoruz. Hrant Dink suikastının gerçek sorumlularının bulunması, Hrant Dink’i sevdiklerine geri getirmeyecek, ama onlarca masum insanın cinayetlerinin aydınlatılması, yıllardır yaşadığımız pek çok acı ve sıkıntının da nedenini verecek.

19 Ocak, işte o zaman aydınlık bir Türkiye’nin miladı olacak.

Rakel Dink eşinin cenaze töreninde yaptığı konuşmasında yüz binlere şöyle sesleniyordu: “Evet O büyük oldu, çünkü büyük düşündü, büyük söyledi. Bugün buraya gelerek hepiniz büyük düşündünüz. Sessizce büyük konuştunuz, siz de büyüksünüz. Bu günle kalmayın, bu kadarla yetinmeyin.

Şimdi bizler de insanların güvercin tedirginliğinde yaşamaya mahkûm edilmediği bir ülke için, 19 Ocak’ta, saat üçte, düştüğü yerde buluşuyoruz…

No comments:

Followers