Saturday, June 13, 2009

Erdoğan’ın ‘tarihî’ konuşmasına güzelleme

Sayın Başbakan nevi şahsına münhasır bir kişi doğrusu.

Türkiye’de geçim derdiyle gurbete düşmüş 40 bin Ermenistanlı göçmen için “Ne yapalım, sınırdışı mı edelim, ama yok yok etmeyiz” türünden lafları ettikten kısa bir vakit sonra, başbakan düzeyinde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.

Erdoğan Düzce’de mayınlar konusunu değerlendirirken “Yılarca farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Üzerinde düşünmek lazım. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın sonucuydu. Bu hatalara zaman içerisinde bizler de düştük. Ama aklıselim ile düşününce şuralarda ne yanlışlar yapmışız diyorsunuz” deyiverdi.

Eleştirmesini bildiğiniz gibi, iyi işlerin altını çizmek de gazeteciliğin, yazarlığın değişmez düsturu olmalı.

Erdoğan’ın bu açıklaması, Türkiye standartları düşünüldüğünde oldukça ileri bir adımdır, bu doğru. Konuşmayı değerlendiren aydın ve azınlık temsilcileri ihtiyatlı da olsa konuşmayı tarihî bulmuşlar. Sevgili dostum Apoyevmatini gazetesinin sahibi Mihail Vasiliadis Vatan gazetesine görüş bildirirken “Bu sözleri çok duyduk, icraat görelim” minvalinde konuşmuş, sonra şu sözü de etmeden duramamış:

“Azınlıklar bugünü bayram ilan etsin.”

Vatan
gazetesi aynı haberin kutusu olarak Erdoğan’ın sözleri ile Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün ‘milli devletin oluşumunda Anadolu’nun mübadelelerle temizlenmesine yönelik’ güzellemeyi mukayese etmiş, ‘azınlık düşmanı resmî ideolojide bir kırılma mı oluyor’ sorusunu aklımıza düşürmeyi amaçlamış.

Açıkçası, genelkurmay başkanlarının basını karşısına dizip, bakın biz daha demokratik olduk türünden konuşmalarını heyecanla karşılayanların demokratlığını nasıl sorunlu buluyorsam, 2009 yılının dünyasında, AB üyeliği arifesinde, ama en çok da ‘geçmişle hesaplaşma, özür dileme’ çağı olarak mühürlenen bu yeni yüzyılda, çoktan tamamlanmış olması gereken yüzleşmelerin sadece ‘söz’ olarak zuhur etmesine de çok heyecanlanamıyorum doğrusu.

Ama önemsiyorum, azıcık daha iyi hissediyorum kendimi; bu da benim yüzleşmem gereken saflığım olsun.

Geçen haftaki, Erdoğan’ın 40 bin Ermenistanlı üzerine yaptığı konuşmayı eleştiren yazımı şu sözlerle bitirmiştim.

“Ne diyorum biliyor musunuz? Siz bu kafayı hiç değiştirmeyin emi. Baktınız işler sarpa sarıyor, zaman makinenize binin, 40 bin Ermenistanlıyı sınırdışı edin. Olmadı elinizde hâlâ elli bin kadar da Türkiye Ermenisi var. Kırık dökük vakıfları, biraz malları da var devletten koruyabildikleri. Onlar için de ikinci bir çakma Emval-i Metruke kararnamesi çıkarır, dağıtırsınız.”

Öfkeli sözlerdi bunlar. Sadece Erdoğan’ın bu gafına yönelik değil, vicdandan, akıldan, demokrasiden bu kadar geriye düşmeye karşı, göz göre göre devletin bu kötücül aklına hâlâ tutunan zihniyete yönelikti.

Sorun sadece Ermeniler, Rumlar, Süryaniler de değildi ki; aynı kötücül devlet aklı, onunla hesaplaşılmadığı için başta Güneydoğu, kadına ve diğer cinslere yönelik ayrımcılık, darbeler, çift başlı ve tarafgir yargı sistemi, gelir adaletsizliği, işsizlik, yolsuzluk gibi sorunları bizzat üretiyor, kendi iktidarını bu adaletsizliklerin yüceltilmesi üzerine kuruyordu.

Çünkü geçmişimizle yüzleşmemiş, suçluları cezalandırmak yerine onları devletin çeşitli kademelerine serpiştirmiştik. Zamanla bu bir ahlak yarattı.

Bu ahlak hâlâ geçerli bir norm güzide ülkemizde.

Adaletsizlik, hırsızlık, şiddet ve baskı zemininde ‘aydınlık ve refah bir ülke’ hayali kurmak, bu ahlaksızlığa ortak olmak demek, beyhude uğraşmak demek, bunu hâlâ anlamadık.

Başbakan Erdoğan’ın bu önemli konuşmasını tarihî kılacak, günü bayram edecek olan, bu sözleri destekleyecek cesur adımlardır şüphesiz. Evet, bu ülkede faşizan pek çok uygulama oldu. Sadece azınlıklara değil, bütün halka karşı.

Ermenisi, Alevisi, kadını, homoseksüeli, çocuğu, fakiri, engellisi, Müslümanı, başörtülüsü, Hıristiyanı, Musevisi, ateisti, solcusu ve düşünürüyle...

Yıllarca kendi devletimizden dayak yedik. Hem de ne dayak!

Hangisiyle doğru dürüst yüzleştik ki, söyler misiniz?

Yüzleşmemek, onaylamak demek, ortak olmak demek, tarihin tekerrür etmesi demek!

Nesiller geldi geçti, binlerce can, ümit heder oldu gitti, yazık!

***

Erdoğan “Yılarca farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Üzerinde düşünmek lazım” demişti.

Pardon? Kazanmak mı?

Evet evet, Erdoğan’ın dediği gibi, üzerinde düşünmek lazım...


Taraf, 25.05.2009

No comments:

Followers