Saturday, June 20, 2009

Üç gazete, bir araştırma

Mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Dünkü gazetelerin bir kısmında Bahçeşehir Üniversitesi ve İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın desteğiyle Prof. Dr. Yılmaz Esmer yönettiği “Radikalizm ve Aşırılık Araştırması”nın sonuç ve değerlendirmeleri yer aldı. Konuyu manşetinden gören Milliyet, Cumhuriyet ve Zaman gazetelerine üstünkörü bakacak olsaydınız, aynı konu hakkında birbiri ile zıt sonuçlara ulaşmış iki farklı araştırmadan bahsedildiğini düşünürdünüz.

Belki de düşündünüz.

Söz konusu manşetler şöyleydi:

Milliyet
: Hoşgörü çok uzakta

Cumhuriyet
: Farklılıklara kapalı toplum

Zaman
: Türkiye’de ‘mahalle baskısı’ yok

Doğrudur; sorulara muhatap olan tüm grupların cevapları, hangi yüzdelikte yer alırlarsa alsınlar önemli bilgiler, mesajlar ihtiva eder.

Lakin bu bilgiler, bağlamında ve araştırmanın bütünü gözetilerek değerlendirilmediğinde, hedef grup hakkında yanıltıcı, çelişkili, tutarsız yargılara ulaşılması da kesinlik kazanır. Tabii amaçlanan bu ise, istatistikler çok elverişli bir imkânlar dizisi sunar.

Nitekim, Zaman gazetesi manşetine dayanak olarak “Toplumdan baskı gördünüz mü” sorusunda mezhebi ve laikliği nedeniyle baskı görenlerin oranının yüzde dört, dinî inancı nedeniyle baskı görenlerin ise yüzde beşte kalmasını almış. Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri ise aynı araştırmada “Nasıl bir komşu istemezsiniz,” sorusuna “İçki içen, nikâhsız yaşayan, eşcinsel, ateist, Yahudi ve Hıristiyan komşu istemem” cevaplarının yüksek oranlarını görmeyi tercih etmiş.

Oysa mutlaka bu araştırmanın bir analizi var. Bu sonuçları nasıl değerlendirmek gerektiğine dair bir rapor var. Gazeteler bu rapora erişmek veya erişmişseler bile araştırmayı buradan görmek için hiçbir çaba sarf etmemişler.

Kendi görmek istedikleri Türkiye’yi muştulayan sonuçları öne çıkarıp, o sonuçlarla zıtlıklar gösteren tespitleri ya yok saymış, ya da iç sayfada gizlemişler.

Çünkü Türkiye’yi, Türkiye halklarını onların gördüğü gibi görmemizi istiyorlar.

Nitekim araştırmanın yöneticisi Yılmaz Esmer’in, “19 yıl evvel yapılan araştırma sonuçları ile mukayese edildiğinde milliyetçilik ve dindarlıkta bir artış yok” açıklamasını Milliyet’in hiç görmediğini, Cumhuriyet’in ise savsakladığını, yine Esmer’in, “Toplumsal baskı gördüğünü söyleyenlerin oranları büyük çıkmadı. Önemli gibi görünmüyor ama 50 milyon insanın yüzde beşi iki buçuk milyon insan yapar. Bu da önemli bir rakamdır” sözlerini ise Zaman’ın iç sayfada kaybettiğini fark ediyoruz.

Oysa Prof. Esmer’in bu tespitleri, her üç gazetenin de manşetlerini düşürür, geçersiz kılar bana göre.

Şayet önyargılı değil, ya da toplum inşasına heveslenmiş değilseniz tabii.

Üstünde düşünmeye değer olduğu için birkaç örnek daha vermek istiyorum.

Mesela Milliyet’in iç sayfada “Kadına bakışta kara tablo” başlığını desteklemek için kullandığı verilerden biri aynen şöyle:

“‘Kız evlat mirastan erkek evladın yarısı kadar pay almalıdır’ yargısını deneklerin yüzde 12’si, ‘Kesin doğru’ yüzde 24’ü ‘Doğru’ olarak niteledi.” Zaman gazetesi bu soruya yer vermemiş, lakin verseydi yorum şöyle olabilirdi şüphesiz: Deneklerin yüzde 64’ü miras paylaşımında erkek-kız çocuk ayrımına karşı çıktı.

Cumhuriyet
ise manşetin mesajını destekleyecek soruları seçerken biraz ‘özensiz’ davranmış. İç sayfada bireylerin kendilerine en yakın hissettiği ülkelerin sıralandığı soruya gelen cevapta Ermenistan ve İsrail de var çünkü. Başka bir soruda ise deneklerin yüzde 80’i olası bir terörist saldırıyı önleyecek bilgiyi sağlayacak olsa bile tutuklulara işkence yapılmasına karşı çıkıyor mesela.

Bu cevaplar farklılığa kapalı, totaliter, zenofobik bir topluma uymayan sonuçlar doğrusu...

***

Zaman
, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde bir haber üzerinde yaşanan bu ayrı düşmüşlük şüphesiz bu gazetelerle sınırlı değil. Bu genel bir sorun. Hepimizin içine işlemiş totaliter kodlardan kaynaklanıyor. Çoğumuz iyi bir ülke tahayyül ederken, kendimizi merkez konumda görmekten, kendi öncelliklerimizi merkeze almaktan bir türlü vazgeçemiyoruz. Mağdurken bile aynı totaliter zihniyeti üretmeye devam ediyoruz. Çözümlerimiz, özgürlüklerimizi çoğaltan evrensel düşünceden değil, ait olduğumuz toplumsal kesimin değer ve ihtiyaçlarıyla sınırlı. Türkiye’nin sorunlarını tespit ederken de yerel, benmerkezci tahlillerle felaket senaryoları üretiyor, gerçeklikten çok uzaklara savruluyoruz.

Araştırma sonuçlarına daha objektif baktığınızda, Prof. Yılmaz Esmer’in tespitinde olduğu gibi, bu duygusallığın ve kafa karışıklığının cevaplarda ortaya çıktığı kolayca fark ediliyor. Güzel ve huzurlu Türkiye tahayyüllerimizin bu kadar ayrı düşmüşlüğü, belki de bu amaca ulaşmaktaki en büyük engel.

Amma velakin, çelişkilerin bunca çok olması, köklü değişikliklerin de kuluçkaya yattığının bir habercisi kanımca.

İyimser olmak gerekirse tabii...

01.06.2009, Taraf

No comments:

Followers