Sunday, August 09, 2009

Ermenistan’la futbol diplomasisi buraya kadar

Kaderin ne hoş bir tesadüfüydü.
Onlarca yıl sırtını birbirine dönmüş iki ülkenin futbol takımları, Dünya Kupası öne elemelerinde aynı gruba düşmüştü.
Ermenistan-Türkiye ön eleme maçı 6 eylül 2008’de Yerevan’da (Erivan) oynanacaktı.
İki ülke arasındaki en güncel ve aslında tek önemli sorun Karabağ meselesiydi.
Yani aslında Türkiye’nin Ermenistan’la değil, Ermenistan’ın Azerbaycan’la arasındaki bir meseleydi.

2007’deki AGİT-Madrid toplantısından beri Türk ve Ermeni dışişleri bürokratları -dikkat çekmemeye de özen göstererek- iki ülke arasında yeni ve ciddi bir açılımın zemin taşlarını döşemeye çalışmaktaydılar.
İki ülke de prensipte bu ilişkisizliğin artık “sürdürülebilir” olmadığının farkındaydı.
Dünyada sorun çözme veya sorunlardan büyük ülkelerin menfaat sağlama siyasetinde ciddi bir anlayış değişimi yaşanıyordu. Barış artık savaştan daha çok para ediyordu.

1993 yılından beri Türkiye, Azeri kardeşlerinin baskısına boyun eğerek Ermenistan’a ambargo uyguluyordu. Sınır kapatılmış, diplomatik ilişki kurulmamış, Ermenistan büyük enerji projelerinden sarfınazar edilmişti.
Petrosyan, “Soykırım ihtilafını donduralım, önkoşulsuz ilişki kuralım” diyerek Demirel’e uzattığı el havada kaldığı için 1998 yılında iktidarı kaybetti.

Korkulan olmadı. Yerine gelen Koçaryan yönetimi de Türkiye ile “önkoşulsuz” ilişki kurulması iradesini sık sık ortaya koydu. Sarkisyan da öyle…

Ancak Türkiye’nin özellikle 1915 felaketi üzerinden algıladığı ve kötücül bir dezenformasyonla yaratılmış “Ermeni” olgusunda yaşadığı travma, aşılması gereken asıl psikolojik eşiği ifade ediyordu.

Cumhurbaşkanı Gül’ün Yerevan ziyareti, bu psikolojik direncin kırılması üzerinde miladi bir tesir yaratması umuldu. Hatta, iki ülke arasındaki buzların erimesini isteyenlerce de belki gereğinden fazla anlam yüklemesi yapıldı.

İkinci maç ekim ayında Türkiye’de Gül’ün memleketi Kayseri’de yapılacaktı. Sarkisyan, Gül’ün daveti üzerine Türkiye’ye gelebileceğini ima etmişti.

Ancak Sarkisyan evvelki gün yaptığı açıklamada, Ankara, ilişkilerin düzelmesi yönünde adım atmadıkça bu ziyaretin mümkün olamayacağını söyledi.

On bir aylık süreçte, bu iyimser tablonun böylesine tersine dönmesindeki sebepler nelerdi peki?

***

Öncellikle Gül’ün ziyaretinden sonraki Ermeni açılımının izlediği seyir neticesinde Ermenistan’da Türkiye’ye duyulan güvensizlik çok ciddi oranda artmış durumda.

Başbakan Erdoğan’ın Azerbaycan ziyaretinde sarf ettiği “Karabağ işgali bitmeden sınırlar açılmaz, diplomatik ilişki kurulmaz” yönündeki net açıklaması, kırılmanın ana eksenini oluşturuyor.

Nitekim “Komşularla sıfır sorun” ilkesinin mimarı Dışişleri Bakanı Ahmet Davudoğlu’da, Karabağ’da barış sağlanmadan Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin sağlam zemine oturamayacağı yönündeki bilinen görüşünü tekrarladı yazarımız Amberin Zaman’a.

Yani, Türkiye, Azerbaycan’ın baskısına boyun eğerek, Ermenistan’la ilişkisini, bu üçüncü ülkeye endeksleme politikasına geri döndü. Türkiye’ye cesaret veren diğer bir husus ise Ermenistan’ın köşeye sıkışmış, anlaşmaya doğru güdüldüğü varsayımıydı.

Ermenistan’da bugün, Gül’ün Yerevan ziyaretiyle başlayan açılımın, 24 Nisan konuşması öncesi Obama’nın soykırım sözcüğünü telaffuz etmesini engellemek için tasarlanmış bir tuzak olduğu görüşü hakim.

Aramızda kalsın, bu konuda Ankara adım atmadıkça ABD’de bu kanaat güçlenecek, seneye 24 Nisan’da Obama rövanşı Türkiye’den alacaktır.

Yani Ermeniler kendilerini kandırılmış, Karabağ konusunda sıkışmış, Türkiye’yi de Azerbaycan’ın sözünden çıkmayan bir yalancı çoban olarak görüyorlar. Türkiye ile açılım ve Karabağ müzakereleri, Ermenistan’da Ermeni diplomasisinin bir yenilgisi olarak kullanılmaya başlandı bile.
G8 zirvesinden sonra Beyaz Saray’ın açıkladığı Madrid Çerçevesi, Karabağ’ın statüsünün belirlenmesi konusunu içermediği için Ermenistan tarafından reddedildi.

En son 17 temmuzda yapılan Aliyev-Sarkisyan görüşmesinden de bir sonuç çıkmadı. Aliyev zaten Karabağ’a özel statü verilmesinin telaffuz edilmesine bile karşı.

Pazarlık, pazarlığın olması gerektiği unsurlarla yürümüyor. Türkiye sınırları açmak, diplomatik ilişki kurmak gibi son derece basit, nahif, yol açacak adımları dahi atmaktan imtina ediyor. 1998’de Petrosyan’ın istifasıyla yaşanan talihsizlik, bu dönem de Sarkisyan’ın kellesini alabilir.
Ermenistan’dan istenen Karabağ konusunda savaştan önceki duruma geri dönmesi.
Böyle bir anlaşmayı Ermenistan’da hiçbir hükümet imzalayamaz.

Taraf, 29.07.2009

No comments:

Followers