Tuesday, November 03, 2009

Türkiye’ye acilen Hrant Dink Anonim Cinayeti açılımı gerekli

Bazı şeyleri klişeleştirmek üzere sürekli tekrarlıyorum.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırların açılması ve diplomatik ilişki kurulmasını da aşan anlamlara sahip olan “normalleşme” sürecinin en büyük kahramanı Hrant Dink’tir. Yani, bugünleri görmeyi hak eden belki de ilk kişidir Hrant Dink.

Hrant Dink o buz kırıcı nitelikte söylemini sadece Anadolu duyarlılığı ve vicdanından değil, o pırıl pırıl, başka türlü işleyen benzersiz zekasından alıyordu.

Benzersiz, Allah’ın lûtfu denecek türden bir kimyası vardı.

Cesurdu, dürüsttü, nevi şahsına münhasırdı.

Bu yüzden, onu, Türkiye kamuoyundan önce keşfetti şer odakları.

Çünkü onların da zekâları, ait oldukları kötücül düşünce sisteminde benzersizdir.

Anonim bir ittirmeyle, Hrant Dink’in sahnede yalnız bırakıldığı, arkasında ise “Misyoner çocuğu, vatan haini, Ermeni dölü” şeklinde düzenlenen dekorda, birçoğu ise, sadece Hrant düşmanlığı üzerinden kariyer yapıp televizyon televizyon zehir saçan figüranlar eşliğinde, üç vakte kadar gelecek cinayetin normalleşmesini sağlayan süreçte ölüme mahkûm edildi o.

“Hepimiz Ermeni, hepimiz Hrant” olamadan, hepimiz duyarsız ve hepimiz kör olmuştuk çoktan.

Anonim cinayetten sonra, kendi kış uykusundan uyananlar da bu yüzden pek mütehassis olmuştu. “Göz göre göre gelen cinayeti nasıl görmedik” diye...

Sanırsınız ki İsviçre’de yaşıyorsunuz. Cumhuriyet’in her yılına bir gazeteci cinayetinin denk düştüğü, faili meçhuller diyarı ülke burası değil!

Hrant Dink Vakfı, Hrant Dink’e adanmış kitaplar serisinin ikincisini yayımladı hemen bu yakınlarda. Kitabın ismi, Hrant Dink: Bu Köşedeki Adam.

Kitap Dink’in Agos’taki köşesinde tabuları olağanüstü diliyle ceviz gibi bir bir kırdığı köşe yazılarından oluşuyor.

Yayıma Agos macerasında bir nefer gibi Dink’in yanında duran değerli dostum Karin Karakaşlı hazırlamış. Kapak tasarımı ise, 23 Ocak’taki miladi cenaze yürüyüşünde göğsüne bastırdığı babasının fotoğrafını gururla taşıyan kardeşim Sera’ya ait.

Alın bu kitabı... Satın aldıktan sonra gönlünüze de alın. Neden biliyor musunuz? Hedefe alındıktan sonra, didik didik edilip, suç duyurusunda bulunulan, “al gerisini de sen hallet” diye “yargı”ya ikram edilen o ünlü “zehirli kan” yazısı, bugün Türk-Ermeni yakınlaşmasındaki itici mantığının manifestosu.

Yani, eğer bir yakınlaşmadan bahsedebiliyorsak bugün, Hrant’ın uğruna haksız yere mahkûm edilip cezasının onaylandığı o yazılardaki zihin açıcı önerileri, bugün Türkler ve Ermeniler aklın ve vicdanın yolu olarak kabul ettikleri içindir.

Ama Hrant, ne 6 eylüldeki ilk, ne de dünkü ikinci dostluk şöleninde yer alamadı. Hoplayıp, zıplayamadı, o türlü türlü zihin açıcı sözleriyle bu günleri taçlandıramadı.

Olmadı. Oldurmadılar.

2007’nin yazında başlayan cinayet davası ise, 11. duruşmasının görüldüğü noktada Ergenekon davasına tezat, suya sabuna dokunmadan yerinde sayıyor. AKP yönetimi, Karabulut hadisesine kadar Cerrah’a verdiği desteği davaya nedense vermiyor. Bizzat ailenin Başbakan’a yazdığı dilekçeyle çalışmaya başlayan Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu, cinayette –en hafif deyimiyle- ihmali olan devlet ricalinin sorgulanmasını ve davaya dahil edilmesini şiddetle önerirken, sadece Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz’e –o da birtakım askerlerin Öz’ün aleyhinde ifade vermesiyle- bir dava açılabildi.

O davalar da ana davayla birleştirilmiyor. Avukatların mahkemeden talepleri sürekli reddediliyor.

Bu cinayet öyle pespaye bir derin organizasyon ki, 2005 yılının sonlarından itibaren ihbarlar sürekli gelmeye başlamış, hem Jandarma, hem de Emniyet istihbaratlara.

Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, tam beş kez ihbar istihbaratı gelmiş “ÖLDÜRÜLECEK” diye.

Yok sayılmış!

NEDEN!

Bu sorunun cevabı çok önemli. Biz canı yananlardan ziyade, Ergenekon diye tabir edilen devletin kanserli dokusundan kurtulmak için, Dink cinayetindeki organizasyonun açığa çıkması Türkiye demokrasisi için çok önemli.

Ergenekon yapbozunda eksik parçalar, emin olunuz Dink, Rahip Santoro ve Malatya Misyoner cinayetlerinin tüm karanlık yönleriyle açığa çıkartılmasıyla mümkün.

İttihat ve Terakki heyulasından yavaş yavaş kurtulmaya başladığımız, açılımların peş peşe geldiği şu günler, Ermeni açılımıyla birlikte, AKP’nin acilen bir Hrant Dink Anonim Cinayeti Açılımı yapması şart.

Hrant Dink riskini bile bile “sahte cennetlere” göç etmemiş, yurdunda kalmıştı. Bari cinayet davası sahte cennetlerin yolunu tutmasın, kendi yurdunda teraziye gelsin.

Taş gibi, adalet de yerinde ağırdır çünkü.
Taraf, 15.10.2009

No comments:

Followers