Sunday, September 26, 2010

Alın işte gazetecilik

Aslında epeydir unutmuştuk. Ta ki Kafes ve Amirallere Suikast davalarını da içeren Poyrazköy Davası’nda tutuksuz yargılanan bir deniz kurmay kıdemli albay savunmasını Kardak Kayalıkları’na oturtuncaya kadar.

Hatırlayalım, 25 Aralık 1995 tarihinde Figen Akat isimli bir Türk gemisi Kardak Kayalıkları’na oturmuş, gemiye yardımın Türkiye mi yoksa Yunanistan tarafından mı yapılacağı, kayalıkların hangi ülkenin mülkiyetinde olduğu tartışmasını ateşlemişti. Üç tane yabani keçinin yaşadığı bir kayalık, iki ülkenin kof siyasetinin eline elverişli bir malzeme vermişti.

Tabii bu malzemeyi “basın” da çok iyi kullanıyordu. Kıbrıs konusuna özel hassasiyeti bulunan Hürriyet gazetesi aslında bu kadar ehemmiyetsiz bir meselenin iki ülkeyi savaşın kıyısına getirecek bir krize dönüşmesinde mutlaka rol almalıydı, aldı da.

İşte Fatih Altaylı o günleri yazıyordu dün köşesinde. “Bıktım bu Kardak’tan” başlığıyla, yazıişlerinde o günlerde yaşananları olduğu gibi aktarıyordu. Yazıişleri masasının başında Ertuğrul Özkök vardır. Haber Ajansı Müdürü Uğur Cebeci gündemi sunmaktadır. O sırada televizyon Kardak’a bayrak dikildiğini haber verir. “Bak Yunan gazetecilere. Adamlar ülkelerine toprak katıyor. Sen boş otur. Bir yere bayrak diktiğin mi var?” diye takılırlar Cebeci’ye.

Ama bu takılmalar Cebeci’nin milli gazetecilik hislerini çok rencide etmiştir. Ertesi gün gelir ve aynı masaya birtakım resimler fırlatır. “Alın işte size gazetecilik” der.

Bir helikopter kiralanmış, kayalığa inilmiş, Yunan Bayrağı yerine Türk Bayrağı dikilmiştir.

İşte gazetecilik budur.

Altaylı duruma önce gülüp geçmiştir. Ama o da ne! Özkök bayrağı tam sayfa manşet yapmıştır. Altaylı itiraz eder. Bu iki ülke arasında savaş çıkartabilecek bir çılgınlıktır. Özkök’le aralarında şu konuşma geçer:


Hemen Ertuğrul Özkök’ü yakaladım. “Abi, napıyoruz. Bu manşet savaş çıkarır. Bari bu kadar büyük vermesek” dedim.


Özkök, Hürriyet’in geçmişte de benzer haberler yaptığını, Hürriyet’in misyonunda böyle haberler olduğunu, Kıbrıs davasına da böyle sahip çıkıldığını falan anlattı. İkna edemedim. Haber aynen çıktı gazetede. Bu arada ben de Ege Sanayici ve İşadamları Derneği’nin toplantısında bir konuşma yapmak için İzmir’e uçtum. Ertesi gün haber çıktı ve ortalık birbirine girdi. Tam dediğim gibi, neredeyse savaş çıkacak. Ben de İzmir’den dönüyorum. Havaalanında telefonum çaldı. Telefonda Özkök. Hayli neşeli, “Bak olanları gördün mü?” dedi.


“Gördüm, haklı çıktım” dedim. “Haklı çıkmadın. Türkiye’nin çıkarlarını koruduk ve gündem yarattık. Bodrum’a gider misin, senin kaleminden yazalım olan biteni” dedi.

***

Evet, Hürriyet’in misyonunda böyle haberler vardır. Daha önce de, 1955’te Patrikhane ve Patrik Athenagoras’ın ENOSIS örgütü için Rum vatandaşlardan para topladığını yazmıştır. Ayşe Hür o dönemi 07.09.2008 tarihli “53.Yılında 6-7 Eylül Olayları” başlıklı Taraf yazısında şöyle özetliyor:


Burada ilginç ve 6-7 Eylül olaylarının ortaya çıkmasına büyük etkisi olan şey ise; gazetelerin Kıbrıs meselesinin ortaya çıkmasından itibaren Türkiye’de yaşayan Rumlara yönelik olarak yazdıkları tahrik edici yazılardı. Hürriyet, Yeni Sabah’ın başını çektiği gazetelerin yazılarında; İstanbul Fener Rum Patrikhanesi ve Patrikhane’nin lideri Athinagoras, Kıbrıs’ta Makarios’un liderliğinde gelişen Rum hareketine karşı sessiz kaldığı gerekçesiyle eleştiriliyordu. Patrikliğe yüklenen gazeteler, Fener’in tüm Ortodoks dünyasını temsil ettiğini ve onun ekümenik sıfatıyla Kıbrıs’taki Makarios’a müdahale edebileceğini, aksi halde sessiz kalmanın Makarios’u onaylamak anlamına geldiği vurgulanmaktaydı.

***

Bu kışkırtmalar sonucunda 6-7 Eylül’de Rum, Ermeni ve Yahudilere ait 4124 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul, aralarında fabrika, otel gibi yerlerin bulunduğu 5317 işletme yağmalanmış, 11 ila 15 vatandaş öldürülmüş, 300 kişi yaralanmış, 400 Hıristiyan ve Musevi kadına tecavüz edilmiştir. 1964’te ise yine Kıbrıs kışkırtmacılığı yüzünden 30 ila 40 bin civarında Yunan uyruklu ve Rum vatandaş 24 saat süre içerisinde yanlarına sadece 20 dolar almalarına müsaade edilerek sınırdışı edilmiş, kalan mallarına el konmuştur.

İşte gazetecilik de misyon da budur.

Taraf, 19.07.2010

No comments:

Followers