Sunday, September 26, 2010

Karabağ’da ‘çözüm’ çok yakın

Çok üzerinde durulmuyor, lakin Cumhurbaşkanı Gül’ün 2008’in eylül ayında milli maç vesilesi ve Sarkisyan’ın davetiyle Erivan’a gitmesiyle Türkiye-Ermenistan arasında başlayan normalleşme sürecini etkileyecek önemli gelişmeler oluyor.

Kısa bir hatırlatma yapalım. Gül ve Sarkisyan’ın karşılıklı ziyaretlerinden sonra diplomatlar “normalleşme”yi bir zabta dökmek üzere çalışmaya başlamışlardı. Aslında iki ülke arasındaki yoklama görüşmeleri 1990’lara değin geriye gidiyor. Hatırlatalım, Türkiye, Ermenistan’ın 1991'de ilan ettiği bağımsızlığını tanıyan ilk ülkeler arasındaydı. Ancak söz konusu görüşmeler, Kelbecer’in Ermenilerin eline geçmesi ile kesintiye uğradı. Azeri lobisinin etkisiyle de Türkiye sınırları 1993 yılında kapattı. Denebilir ki, hükümetin Ermeni açılımını başlattığını ilan ettiği 2009 yılına değin ilişkilerde yaprak dahi kıpırdamadı, yirmi yıla yakın bir süre boşa geçti.

Futbol diplomasisi ile parlak bir başlangıç yapan ve yüksek beklenti yaratan açılımda 31 Ağustos 2009’a kadar önemli bir gelişme yaşanmadı. Obama, 6 nisanda TBMM’de yaptığı konuşmada “Türkiye ve Ermenistan liderleri tarafından atılan tarihî ve cesur adımlara şahit olduk. Bu etkileşimler yeni bir günü müjdeliyorlar. Sınırın açılması, her iki ulusun da faydasına olan barışçıl ve müreffeh bir birarada yaşamı geri getirir. Bu yüzden de ABD, Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesini tüm gücüyle destekliyor” diyerek açılımda ABD’nin güçlü beklentisini açıkça ifade etti. Biliyorsunuz ABD’nin “beklentisi” “Bu işi uzatma” demektir. Hâsılı, süreç 31 ağustosta ikili protokollerin İsviçre’de parafe edilmesi ile yeni bir merhaleye taşındı. Nihayetinde ise 10 ekimde çekişmeli pazarlıkların gölgesinde iki ülkenin dışişleri bakanları tarihî protokolü resmen imzaladı.

Sürecin sıkıntılı ilerliyor, ya da ilerliyor görünüp yerinde sayıyor olmasının nedenleri vardı. Bu nedenlerin başında Karabağ sorunu geliyordu. Aslında önemli tek sorun da buydu. Erdoğan Bakü’de ve daha pek çok kereler Karabağ işgali bitmeden sınırların açılmayacağını ilan ederek açılımı doğrudan bu iki ülkenin arasındaki tarihî ihtilafa endeksledi. Bu siyasetin doğru veya yanlış olmasının artık hiçbir anlamı yok. Ermenistan ne kadar tersini iddia etse ve bu konuda AGİT ülkelerini arkasına almış olsa da, Karabağ meselesi de facto bir önkoşul olmuş durumda...

Bununla birlikte Ermenistan Türkiye’nin bu hatasını iyi değerlendirdi ve protokolleri Anayasa Mahkemesi’nden geçirerek Meclis’ine getirdi. Türkiye’nin açılımı anlamsız çıkarmış olduğunu dünyaya anlattı. Türkiye adım atmadığı için protokolleri dondurduğunu açıkladı ama imzasını geri çekmedi. Nitekim, 5 temmuzda gerçekleşen Erivan ziyaretinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın “Ermenistan üzerine düşeni yaptı, sporda söyledikleri gibi, top şimdi diğer tarafta” şeklinde desteğini aldı.

Ancak geride olanlar biraz daha farklı. Dün, İçişleri Bakanlığı’nın Kars ve Iğdır valiliklerine bir yazı gönderdiği ve sınır kapılarının açılması durumunda hazırlıkların ne kadar zaman alacağını sorduğu haberi haber merkezimize düştü. Bu bir rastlantı değil. Çünkü tam da Clinton’ın Bakü ve Erivan’ı ziyaret ettiği gün, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları Rus İgor Popov, Fransız Bernard Fassier ve Amerikalı Robert Bradtke, ortak bir bildiri yayınlayarak, “Helsinki Nihai Senedi’ndeki üç ilke olan kuvvet kullanmama, toprak bütünlüğü ve milletlerin kader tayini hakkı esası üzerinde çatışmanın barışçı çözümü yönünde ilerleme olduğunu” açıklamıştı.

‘İlerleme’den kastın Ermenilerin Kelbecer ve Laçin dışında kalan beş reyonu boşaltmaları olduğu iddia ediliyor. Bu doğru, ancak bu, 2012’de seçime hazırlanan Sarkisyan hükümetinin Karabağ’da plebisit garantisi almadan ve BM Barış Gücü tampon bölgeye konuşlanmadan verebileceği bir taviz değil. Bu durumda sağlanan ilerlemenin plebisiti de içeren karmaşık bir çözüm paketi olacağı ve bu konuda Bakü’nün üzerinde baskının arttığını öngörmek cüretkar bir tahmin değil.

Karabağ’da 20 haziranda yaşanan dört Ermeni, bir Azeri askerin öldüğü sıcak temas, Clinton’ın Erivan’ı ziyaret ettiği 5 temmuzda da tekrarlandı. Ermeni Stratejik ve Ulusal Araştırmalar Merkezi Direktörü Richard Giragosyan Bakü’nün bu tacizlerinin Ermenilere değil, Washington ve Ankara’ya bir mesaj olduğunu söylüyor. Giragosyan’a göre Bakü AGİT Minsk Grubu’na öfkeli ve çatışmalarla müzakereleri ilerleyen bu formatın dışına çıkarmaya çalışıyor.

Aliyev dün yaptığı açıklamada, Karabağ’a geçici statü verilmesini ve Ermenistan’la güvenli bir karayoluna karşı olmadıklarını açıkladı. Anlaşıldığı kadarıyla Karabağ’da öyle veya böyle çok yakında bir adım atılacak. Bu adım ne olursa olsun, ilerleme sayılacak ve Ankara da sınırları açacak.
08.07.2010

No comments:

Followers