Thursday, December 16, 2010

Sona ile Zekeriya

Geçen günlerde bir genç, hayatının kendisi gibi baharında olan iki genci kafalarına birer kurşun sıkarak öldürdü.
Önce kızkardeşi ile evlenen Zekeriya Vural’ı, beş saniye sonra da öz kardeşi Sona’yı…
“Zekeriya’yı vurduktan sonra, kızkardeşim bana dönüp, donuk donuk baktı” diyor.
Şimdi zamanı o noktada durduralım.
Bir insanın içindeki pimi çekilmiş bombanın, yürekte sallandığı pamuk ipliğinden kurtulup yere düştüğü o an…
Bir insan, bir diğer insanı nasıl öldürmeye karar verir?
Hangi nefret, kin, bozukluk kızkardeşinin beynine kurşun sıkmaya neden olur?

Donuk donuk bakan Sona’yı da öldürür ağabey.
Artık hayatını kaybetmiş üç genç vardır ortada.



Kızın ismi Soney diye geçse de, aslında Sona'dır… Bu küçük ayrıntı bile bombanın patladığı ana kadar geçen sürenin ne acılı, travmalı, sıkışık olduğunun kanıtı.
İlk biz yazdık. Cinayetlerin işlendiği gün, ulaştığım kaynağım Zekeriya Vural’ın ailesinin de 1915 soykırımından sonra Müslümanlaşan Ermenilerden olduğunu söylemişti. Hatta damadın ailesinin bir kısmı hala Ermeni’ydi. 1915 sadece yüz binleri yok etmemiş, hayatta kalabilenleri de böyle parçalayıp bölmüştü.
Şu, epey aşağılama da içeren “Dönme”lerdendi Vural ailesi de…


Aslında iki genç Samatya’daki mahallelerinde birbirlerini sevip birleşmeye karar verince, bu durumun bir yakınlık vesilesi olması bile beklenebilirdi değil mi?

Ama öyle değil! Maalesef öyle olmadı.

Sorun çıkar. Sona’nın ailesi evliliğe yanaşmaz. Çocuk ne olursa olsun Müslümandır. Zekeriya hastaneye bile düşer sevdasından. Hem de Yedikule Ermeni Hastanesi’de tedavi görür.
Sona’nın ailesi yumuşar, Hıristiyan olması şartıyla evliliğe izin verir. Resmi nikah olur, ama Zekeriya Hıristiyan olmaz, haliyle Sona’nın ailesinin hayali olan kilise nikahı da...
Çünkü Zekeriya’nın annesi, Ermeni kimliklerinin ortaya çıkmasından korkmaktadır. Eğer kilise nikahı olursa, hep unutmaya çalıştıkları Ermeni kimlikleri gündeme gelecektir. Düzenleri, huzurları bozulacaktır.
Geçmişin hayaletleri dünyalarını ele geçirecektir.

Sona’nın ailesi kendini kandırılmış hisseder. Özellikle de ağabey çok sinirlenir. “Türkler” yine kandırmıştır onları.



Trajediye bakar mısınız? 1915 soykırımın birini Ermeni bıraktığı, diğerini de Müslüman-Kürt’e dönüştürdüğü iki Ermeni ailenin evlatları, din ve ırk farkı yüzünden öldürülüyor.
Yüzleşilmeyen bir felaket, artçı sarsıntılarını bir türlü kesmiyor, sürekli can, ruh, bedel almaya devam ediyor.
Bugün Türkiye’de “Dönme” diye tabir edilen belki on binlerce Ermeni asıllı Müslümanlaşmış, Türkleşmiş, Kürtleşmiş insan yaşıyor bu ülkede.
Türkiye demokratikleştikçe, korku bulutları dağıldıkça onlar görünmeye başlayacaklar.
Hazır mıyız onları karşılamaya, onları oldukları gibi kabul etmeye?



Ermenilerde töre cinayeti görülmez. Bu benim tanık olduğum, hatırlayabildiğim ilk vaka.
Ermeniler dik millettir, inatçıdır. Asimilasyona dirençlidirler. Kimlikleri ve dinlerine aşırı bağlıdırlar. Bu yönleri ile hep göze batarlar. Ama komşularına karşı mesafe koymazlar, evlerine, yüreklerine teklifsiz alırlar, gerçek bir ilişki kurarlar, mış gibi yapanı azdır.

Nitekim, cemaatin nüfusu hızla azalsa da, her beş Ermeni gencinin neredeyse üçü, Ermeni olmayanlarla evleniyor bugün.

Tamam, çok sıkıntı çekiliyor, aileler evlatlarını reddediyor bazen, ama zamanla yaralar geçiyor, durum kabulleniliyor. Kimse kimseyi vurmaya da kalkmıyor.

Rahmetli annem Çerkes, rahmetli babam da Ermeni’ydi, biliyorsunuz.
Ben akraba hasretiyle büyüdüm. Biz çocuklar olarak çok acı çektik bu durumdan.
Halamla ölümünden birkaç gün önce helalleştim. Çoğu akrabamı ise hiç tanımadım.

Bunlar, “Ne olmuş ki canım” denecek türden şeyler değil.
Sadece Ermeniler değil, Müslümanların da, diğer milletlerin de çoğu çocuklarının kendi dini, milli örf ve adetleriyle uyumlu evlilikler yapmasını arzu eder.
Bu sadece milliyetçi bir yaklaşım değildir, çıkacak sorunlardan da çocuklarını sakınmak isterler çünkü.
Lakin, evlilik, iki aileyi ve cemaatleri ilgilendirse de, o iki kişinin alacağı kutsal bir karardır.
İnsanların kimi seveceğine genler, diller, dinler, ırklar, gelenekler karar veremez.
Son sözü iki yürek söyler. O son söze herkesin saygı duyması gerekir.

Sona ile Zekeriya’ya bu hak tanınmadı.
Çok mutlu olacaklarını düşündükleri bir geleceğin hemen kıyısından ölümün vadisine itildiler.
Allah rahmet eylesin.
Asdvadz hokin lusavore.

Taraf, 16.12.2010

1 comment:

-------------------------------------------- said...

Cok dokunakli ve guzel bir yazı Markar bey.1915 trajedisinin milletimize miras biraktigi trajedilerden bir ornek Sona ile Zekeriya'nin oldurulme olayi.
Sevgiler

Followers